Felsefeye Giriş

Yunanca; ”seviyorum”, ”peşi sıra koşuyorum”, ”arıyorum” anlamına gelen ”phileo” ile ”bilgi” anlamına gelen ”sophia” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan felsefenin sözcük anlamı: ”bilgelik sevgisi” ya da ”bilgi sevgisi”dir.

Bu disiplinle uğraşan her türden araştırmacıya filozof adı verilmiştir. Başlangıçta tüm bilim ve disiplinleri içeren felsefenin, daha sonra kendisinden ayrılan tüm diğer disiplinlerden konusu ve yöntemiyle ayrıldığını görüyoruz. Felsefenin konuları; genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisi ve insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temel bir biçimde etkileyen şeylerdir. Bilim bilgi verir, felsefe ise bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı konuları felsefe, bir bütün olarak ele alır ve en genel ilkelere ulaşmaya çalışılır.

Felsefe bir düşünce faaliyetidir. Soru sorabilme yeteneğine dayanır. Belirli türden sorularla felsefe, insanların kendileri ve yaşamın anlamı üzerinde düşünmelerini sağlar. işte bu düşünme faaliyeti sonucunda felsefe bilgisi adını verdiğimiz bilgi türü ortaya çıkar. Felsefenin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmek için bilginin ne olduğunu ve kaç tür bilgi olduğunu öğrenmemiz gerekir.

1. Bilginin Tanımı

İnsan aklı sayesinde elde ettiği bilgilerle mağaralardan, kerpiç binalara ve oradan da gökdelenlere ulaşmış ve buralarda yaşamaya başlamıştır. Önceleri seyahatlerini yürüyerek yapan insan daha sonra kendinden daha güçlü ve hızlı koşan hayvanlardan yararlanmış, tekerleği, otomobili, treni, uçağı son olarak da uzay araçlarını icat etmeyi başarmıştır.

Bilginin ne oldu¤u konusunda çok çeşitli görüşller vardır. Bunlardan en yaygın ve kolay anlaşılır olanı ile konuya başlayabiliriz.

İnsan, duyu organları yoluyla yaşadığı çevreyi ve evreni algılar. Bu algılamada “Özne” (suje) ve “nesne “(obje) adı verilen iki temel unsur vardır. Özne, bilen yani insan; nesne ise bilinen yani varlıklardır. Bilgi, çoğu zaman bilen özne ile bilinen nesne arasında kurulan ilişki sonucunda ortaya çıkan ürün olarak tanımlanır. Bu tanımlamada geçen özne; aktif bir tavır sergileyen insan, nesne; öznenin yöneldiği pasif durumdaki varlık ve bilgi aktı(bağ) ise algılama, düşünme, anlama, açıklama gibi faaliyetleri ifade eder. Aktif bir tavır sergileyen insan bilinçli ve amaçlı bir biçimde bir nesneye yönelir, onu kendisine konu yapar. Özne ile öznenin yöneldiği bu nesne arasında bilgi aktı ilişkisi kurulur ve bu ilişki sonucunda da bilgi oluşur.

2. Bilgi Türleri

İnsan çok yönlü bir varlıktır. Bu durum insanın birbirinden farklı soyut ve somut varlıklarla ilişki kurmasını saglar. Dolayısıyla insan için tek bir bilgi türünden değil bir çok bilgi türünden söz etmek gerekir. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: insan varlığı üzerinde düşünmek ve yaşamının amacını anlayabilmek için felsefe bilgisine, yaşadığı dünyayı ve toplumu anlayabilmek için bilimsel bilgiye, doğada var olan nesneleri araç gerece dönüştüre bilmek için teknik bilgiye, kendisindeki güzellik ve beğeni duygusunu geliştirebilmek için sanat bilgisine ve arınmak için dini bilgiye gereksinim duymuştur. Bunların her biri farklı bilgi türleridir. Bu bilgi türlerinin belki de tek ortak noktaları özne ile nesne arasında kurulan ilişki sonucu ortaya çıkmış olmalarıdır.

a. Gündelik Bilgi

 Bu bilgi türü adından da anlaşılacağı üzere gündelik yaşamın içinde geçerli olan ve insanın pratik ihtiyaçlarını en kestirme yoldan karşılamak düşüncesinin ürünüdür. İlk medeniyetlerden bu yana insanlar bu tür bilgileri kullanarak yaşamlarını kolaylaştırmışlardır. Örneğin tahtanın suda yüzebildiğini defalarca görmeleri ve denemeleri sonucunda, tahtanın neden yüzdüğünü açıklayamasalar da kayıklar yapmış, ırmakları, gölleri ve denizleri aşmışlard›r. Yine birkaç defa yeşil elmanın ekşi olduğunu görmüş “Yeşil elmalar ekşidir.” genellemesine ulaşmışlardır.

Gündelik bilgide insan deneme yanılma yoluyla birtakım genellemelere ulaşır. Örneğin “Papatya öksürüğe iyi gelir.” Bilgisine bu sayede ulaşırız. Papatyanın öksürüğe neden iyi geldiğini ne kullanan ne de öneren bilmemektedir. İnsan bulutların yoğunlafşması ve havanın kararması sonucunda yağmurun yağdığını gözlemler. Bu durumu her gözlemlediğinde şemsiyesini alarak sokağa çıkması gerektiğini öğrenmiştir.

b. Dini Bilgi

Din, Tanrı’yı, evreni, toplumu ve insanı açıklayan inanç sistemidir. Bir inanç sistemi olarak din, Tanrı inancına dayanır ve hem insanın iç yaşamını hem de toplumsal yaşamı düzenler. Dini bilgi, bilenle bilinen arasındaki bağın, itikatla, inançla kurularak elde edilen bilgi türüdür. Fizik yasalarının ötesinde bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilir. Dini bilginin temel mantığı; evreni ve beni yaratan aşkın varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, “O halde doğru bilgi için onu dinlemeliyim, ona yönelmeliyim.” düşüncesinden kaynaklanır.

İnanç esasına dayanan dini bilgi dogmatiktir. Yani dogmalar (inaklar), tartışılmaz, doğruluğundan kuşku duyulamaz. Bu açıdan dini bilgiler mutlaktır. Ancak mutlaklık o inanç sistemine inananlar arasındadır. Bir başka inanç sistemi için yine ve ancak kendi inançları mutlak, değişmez ve tartışılmazdır.

 Dini bilginin doğruluk değeri; nesnesine uygunlukta yada doğaya uygunlukta aranmaz. Doğa dini bilgiye uymuyorsa, yanlışı o bilgide değil doğanın kendisinde aranır.

Dini bilgi; sistematiktir. Dünyaya özgün bir bakıştır. Kendi içinde mantıksal bir tutarlılık taşımaktadır. Ayrıca düzenleyici, yaptırım gücüne sahiptir. Genellikle örgütlüdür.

Özetle

* İnanca dayanır.

* Dogmatiktir.

* Sistematiktir.

* Doğaya uygunluk aranmaz.

c. Teknik Bilgi

İnsan doğayı değiştirirken alet yapar ve kullanır. Alet ve avadanlık yapmak için gerekli bilgi teknik bilgidir. Adını “beceri” anlamına gelen yunanca “techne (tekne)” sözcüğünden almaktadır.

Teknik bilgi, tarihsel süreç içerisinde, üç farklı aşama geçirmiştir.

 1. Alet teknolojisi,

2. Makine teknolojisi,

3. Otomasyon teknolojisi.

Teknik bilgi somut varlık alanına ait bilgidir. Teknik tarihsel süreçte üç aşamalı bir gelişim göstermiştir. İlki alet tekniğidir. Özellikle başlangıç döneminde Teknik bilgi, gündelik bilgiye dayanmaktadır. Bu dönemde yapılan aletler el emeğiyle yapılan işlerin etkinliğini artırmıştır. Örneğin, orak ekinin biçilmesini kolaylaştırmış, el arabası ise eşyaların az emekle taşınmasını sağlamıştır. İkinci aşama makine tekniği aşamasıdır. Bu aşamada el emeği yerini makinelere bırakmşltır. Her şey makinelerle yapılır, insan da makineye kumanda eden öge durumundadır. Üçüncü aşama ise otomasyon tekniği aşamasıdır. Bu aşamada her şey otomatikleşmiş, hemen her şey makineler tarafından yapılır olmuştur. İnsanın görevi bu süreci denetlemek ve planlamaktır. Otomasyon günümüzde gelişmiş toplumlarda tamamen bilimsel bilginin bir uygulama alanı biçimindedir. Bu nedenle de bilim ve teknik birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içerisindedir. Hatta toplumların gelişmişlik düzeylerine ilişkin önemli bir ölçüdür.

Günümüzde teknik bilgi, yaşantılar ve deneyimlerden çok, akla ve bilimsel düşünceye dayanır. Teknik yaratıcı insan aklının ürünüdür. Bir anlamda da teorik bilgilerin somutlaşmasıdır. İnsanlığın ortak değerleri arasında yer alır, yani evrenseldir.

Amacı ürettiği alet ve avadanlıklarla doğayı insan lehine değiştirmek ve insanı daha iyi yaşatmak olan teknik bilgi; zaman zaman hayatı zorlaştırır bir nitelik taşıyabilmektedir. Teknik, ya doğrudan insanı yok etmeye yönelik silah teknolojisi biçiminde, ya da yarattığı pek çok çevre sorunu ile, insanın önünü açmak şöyle dursun, insanlığın geleceğini tehdit eder durumlara dahi neden olmaktadır.

ç. Sanat Bilgisi

Teknik gibi sanat da insanın doğada olmayan bir şeyi yaratması, üretmesidir. Ancak teknikte amaç insan yaşamını kolaylaştırmakken, sanatın böyle pratik bir amacı yoktur. Sanat üretiminin amacı “güzel” ve estetik hazdır.

 Sanat bilgisine ulaşılırken, akıl, düşünme gibi bilgi aktlarının yanı sıra, düş gücü, sezgi gibi bağlar da kullanılır.

Sanat bilgisi düşe, hayale geniş yer verdiğinden sanat bilgisinin doğaya uygunluğu zorunlu değildir. Sanatın objelere ilişkin ille de doğru bilgiler vermek gibi bir amacı yoktur.

Sanat bilgisi yaratıcı insan aklının ürünüdür. Bu açıdan öznel ve özgün bir üründür. Teklik onun en belirgin özelliğidir.Aynı sanatçı bile farklı zamanlarda aynı objeyi farklı bir tavırla ele alıp farklı yorumlara ulaşır.

Sanat bilgisi farklı araçlarla ifade edilebilir. Bu da, aynı temaların farklı malzemelerle işlendiği, çok farklı sanat alanlarının doğmasına neden olur. Resim, müzik, heykel, edebiyat, sinema, mimari, tiyatro gibi pek çok sanat dalları vardır.

d. Bilimsel Bilgi

Bilimsel bilgi, sınırları önceden belirlenmiş bir alanda, bilmek amacı ile genel geçer bilgiye ulaşmak için sistemli olarak, belli bir yöntemle elde edilen bilgidir. Tanımdan da anlaşıacağı üzere bilimsel bilgi, kişiden kişiye toplumdan topluma değişmeyen genel geçer, objektif ve bilimsel yöntemle elde edilen bilgilerdir. Aynı zamanda bu bilgi türü sistemli ve tutarlı bilgilerden oluşur. Kısaca bilimlerin insanığa sağladığı bilgilerdir diyebiliriz.

Bilimsel bilgi, ele aldığı konuya, bilgiye ulaşmak için kullandığı yönteme ve amacına göre üç bilim grubuna ayrılabilir.

Bunlar;

1. Formel bilimler,

2. Doğa bilimleri ve

3. İnsan bilimleridir.

1. Formel Bilimler

Bu bilimlere ideal bilimler de denir. Matematik ve mantık gibi bilimler bu gruba girer. Bu bilimlerin ele aldığı konular doğada bulunmayan, duyularla algılanamayan, yalnızca düşüncede olan tasarımsal varlıklardan oluşur. Örneğin matematiğin konuları ndan olan sayıların, şekillerin, mantığın konusu kavramların, önermelerin ve akıl yürütmelerin doğada bir karşılığı yoktur. Bu yüzden de yalnızca düşüncede var olan ideal varlıklardır diyoruz. Matematik ve mantık bize dış dünya ile ilgili bilgi vermez. Bunun yerine doğru, nokta ve sayı gibi gerçekte var olmayan varlıklar arasındaki ilişkileri ele alır ve inceler. Mantık da önermelerin içerikleriyle ve dış dünyadaki karşılığına uyup uymadığı ile ilgilenmez. Mantık için önemli olan yargıların doğruluğu değil, yargılar arası ilişkilerin doğruluğudur. Formel bilimlerin konusunu oluşturan ideal varlıklar, yalnızca düşüncede bulunduğundan gözlem ve deneyle incelenemez. Bunun sonucu olarak formel bilimler genellikle tümdengelim (dedüksiyon) yöntemini kullanırlar.

2. Doğa Bilimleri

Bu bilimler formel bilimlerin tersine içerikle ilgili bilimlerdir. Doğa bilimleri başlığı altında fizik, kimya, astronomi, jeoloji, biyoloji gibi bilimleri sıralayabiliriz. Doğa bilimlerinin temel özelliği olgusal oluşlarıdır. Olgusal olması demek ele aldığı konuların doğrudan yada dolaylı yoldan gözlenebilir olması demektir. Bir bilginin doğru kabul edilmesi deney ve gözlem yoluyla kanıtlanmış olmasıyla mümkündür. Bu bilimler genel olarak tümevarım (endüksiyon) akıl yürütme yöntemini kullanılır. Yani, tek tek olaylardan, bu olayları açıklayacak genel sonuçlara, yasalara doğru gider.

Doğa bilimlerinin amacı, doğanın yapısını ve işleyişini anlamak ve açıklamaktır. Temel aldığı ilke nedensellik ilkesidir. Bu ilkeye göre aynı nedenler benzer koşullar altında hep aynı sonuçları verir. İşte bu ilkeden hareketle doğada ortaya çıkan olaylar arasındaki ilişkileri kavramaya çalışır; sonrada bu ilişkileri doğa yasaları şeklinde ifade etmeye çalışır.

3. İnsan bilimleri

Bu bilimler insanı değişik yönleriyle ele alan bilimlerdir. Toplumu, toplumsal olay ve olguları inceleyen sosyoloji, insanın geçmişini konu edinen tarih, kültürü konu edinen antropoloji, insanın yaşadığı dünyayı fiziksel, demografik, toplumsal ve ekonomik görünümüyle ele alan coğrafya, insan davranışlarını ele alan psikoloji vb. insan bilimleri arasında yer alırlar. Buradan da anlaşılacağı üzere bu bilimler, insanla ve insanın yapıp ettikleriyle ilgili olan bilimlerdir. Bu bilimler insanı toplum kuran, kültür yaratan, tarih yapan bilinçli bir varlık olarak ele alır. İnsanı ve insanla ilgili olayları ele aldığı için de mutlak ve genel geçer sonuçlara ulaşmak çok zordur.

e. Felsefe Bilgisi

Felsefe bir soru sorma, sorgulama yapma etkinliğidir. Öyleyse felsefi bilgiye soruyla, sorgulamayla ulaşılır. Felsefenin soruları yaşamın anlamı başlığı altında toplanabilecek sorulardır. İnsan yaşamının gerçeklefltiği evrenin genel yapısı nedir? İnsanın bu evrendeki yazgısı nedir? İnsan içinde yaşadığı evreni bilebilir ve yaşamını bu bilgiye göre düzenleyebilir mi? Güzel nedir? Doğru nedir? Toplum nedir? Devlet nedir? Felsefe insanın yaşamının anlamıyla ilgili bu türden sorulara yanıt verirken, başka bilgi türlerinin ve bilimlerin sağladığı bilgilerden yararlanır ve genel, bütüncül (tümel) yanıtlar verir.

 

3. Felsefe Bilgisinin Özellikleri

Felsefe bilgisinin de diğer bilgi türleri gibi kendine özgü bir takım özellikleri vardır. Bunlar flu şekilde sıralanabilir:

 * Felsefi bilgi, merak eden, soran, sorgulayan ve araştırma yapan eleştirel bir tavrın ürünüdür. Çevresindeki varlıklar ve yaşanan olaylar karşısında merak duyan insanlar sayesinde ortaya çıkar.

* Felsefe bilgisi, düzenli ve sistemli bir bilgidir. Düzen ve sistemlilikten anlaşılması gereken, felsefede ele alınan bütün konularda mantık ilkelerinin etkili bir şekilde kullanılmasıdır. Felsefede konu ve kavramlar ele alınırken çelişkili yargılara, kendi içinde tutarsız görüşlere yer verilemez. Aralarında sistemli bir bütünlük bulunmayan hiçbir bilgi felsefi bilgi değildir.

 * Felsefi bilgi yığılan (kümülatif) bir bilgidir. Buna göre yapılan akıl yürütmeler, her bir filozofun ulaştığı sonuçlar birbirlerini etkileyerek tutarlı bir bütün elde edilmeye çalışılır.

* Felsefe bilgisi, birleştirici ve bütünleştiricidir. Filozoflar evren hakkında açıklamalarda bulunurken, tek bir yönünden bakmazlar. Varlığı, yaşamı bir bütün olarak ele alır ve ayırmadan da açıklamaya çalışır.

* Felsefe bilgisi evrenseldir. İnsan yaşantısına giren her şey felsefenin konusu olabilir. Felsefe geneli kucakladığı, varlığı bütünüyle ele aldığı, belli bir insanı değil, kendi özü ve yapısı içinde düşünülen insanı anlamaya çalıştığı ve her zaman her yerde var olan değerleri temellendirmeye çalıştığı için evrensel bir bilgi özelliği taşır.

* Felsefe bilgisi ilerleme özelliğine sahip değildir. Yani, felsefe tarihinde sonra gelen filozof, önce gelen düşünürleri aşmış, onların çözemediği sorunları çözmüş biri olarak görülmez. Çünkü felsefe kendi tarihinden soyutlanamaz.

* Felsefi bilginin doğruluğu veya yanlışlığı, bilimlerde olduğu gibi soruşturma konusu yapılamaz. Filozofların bakış açıları, yaratıcı zekaları ve yaşam koşulları birbirinden farklı olduğu için aynı konuda farklı sonuçlara ulaşabilirler. Bu farklı görüşlerden birinin doğru diğerinin yanlış olduğu söylenemez.

4. Felsefenin Konuları

Felsefede ele alınan konular ve problemler, sorulan sorulara ve bunlara verilen cevaplara bağlıdır.

İlk Çağ’dan bu yana felsefenin değişmeden günümüze kadar gelen üç ana konusunun olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar: Varlığı bir bütün olarak ele alan, varlık nedir? sorusunun yanıtını arayan varlık felsefesi, bilgiyi konu edinen, bilginin kaynağı ve değeri nedir? sorusunun yanıtını arayan bilgi felsefesi ve insanın yaşamıyla temel erdemlerini inceleyen, iyi nedir? sorusunun yanıtını arayan değer felsefesidir.

 Bunlardan başka çağlara, tarihsel ve toplumsal koşullara göre değişik konular ve alt dallar meydana gelmiştir. Felsefenin konuları ve alt dalları, sorulan sorularla ilişkili olarak şöyle sıralanabilir:

İktidarın kaynağı nedir? (siyaset felsefesi)

Güzel nedir? (sanat felsefesi)

Din nedir? (din felsefesi)

Bilim nedir? (bilim felsefesi)

Bu konulardan varlık, bilgi, bilim, ahlâk, siyaset, sanat ve din felsefeleri daha sonraki ünitelerde ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*