Felsefe Sözlüğü

– A-

açıklama : Bir olguyu, bir durumu çözümledikten sonra, öğeleri arasındaki bağlantıları açığa çıkarma. Bir şeyin yalnızca ne olduğunu değil nedenini de ortaya koyma.

ahlaklılık : Genel ahlak kurallarına uygun davranma.

ahlak yasası : Ahlak eylemlerini belirleyen, ahlak açısından uyulması beklenen, genel geçer kural.

akademia : Platon’un kurduğu felsefe okulunun adı (Onun ölümünden sonra, şüpheciliğe ve daha sonraları da dogmatizme kaymıştır).

akıl yürütme (uslamlama) : Akıl yetisini kullanarak, bilinen ya da doğru olarak kabul edilen belirli önermelerden başka önermeler çıkarma.

aksiyom : Kendiliğinden apaçık olan, başka bir önermeye dayanmayan ve kendisi başka önermelerin dayanağı olan temel önerme.

amoral (Ahlakdışı) : Yerleşik ahlaki değerlere ters düşme, bu değerlerle bağdaşmama durumu veya ahlak alanının tümüyle dışında kalma.

analitik : Yüklemin, özneyi kısmen ya da tamamen tekrar ettiği önerme türü.

Analoji (benzeflim) : iki şey arasındaki ilişkiyi başka iki şey arasındaki ilişkiye benzetmekle yapılan akıl yürütme yolu.

anlık : Anlama, düşünme gücü, bilme yetisi. Kavramlarla düşünme yetisi.

antropomorfizm (insan biçimcilik): İnsan olmayan varlıkları insan şeklinde düşünme. insansı özellikler yükleme.

apriori (önsel) : Deneyden bağımsız olan, deneyin ötesinde geçerliliği olan bilgi. Deneyden önce, doğuştan ya da akıldan gelen anlamında da kullanılmaktadır.

aposteriori (deneysel, sonsal) : Deneyden gelen bilgi. arkhe : Var olan her şeyin kendisinden çıktığı ilk neden, ilk ilke ya da ana madde.

aşkın : Olabilecek her türlü deneyin sınırını, gerçekliği aşan, doğaüstü.

aydınlanma : 17. yüzyıldan başlayarak, dünya ve insan hakkındaki bilgilenmede dogmalardan uzaklaşıp akılla ulaşılan bilgiye güvenmek.

 

 -B-

ben(süje) : Bilinçli bireyin kendini başkalarından ayırmasını dile getiren sözcük. Bilinç edimlerinin taşıyıcısı olan kişi.

belagat : Güzel konuşma sanatı.

betimleme (tasvir Etme) : Bir nesnenin, kendine özgü özelliklerini, olabildiğince tam ve açık seçik bir biçimde ortaya koyma.

bilgi : İnsan bilincinin bir nesneye yönelmesiyle özne ile nesne arasında kurulan bağ sonucu ulaşılan yargı.

bilim : Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu alan, deneye dayanan yöntemlerden ve gerçeklikten yararlanarak, yasaları ortaya çıkarmaya çalışan düzenli bilgiler sistemi. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden hareketle, bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

bilinç : İnsanın kendisi, yaşamı ve dünya hakkındaki bilgisi; aynı zamanda da düşünme ve kendini tanıma yeteneği.

bilinemezcilik ( agnostisizm) : Varlığın özünün, temelinin, Tanrı’nın varlığının bilinemeyeceğini ileri süren yaklaşım.

birlik : Bölünemezlik, bütünlük. Çokluğun altında yatan, akılla kavranabileceği düşünülen öge.

 

 -Ç-

çelişme: İki kavram ya da yargının birbirini dışarıda bırakması, birbirini tutmama durumu.

çelişmezlik ilkesi : Birbiriyle çelişen iki yargının, ikisinin birden aynı anda doğru olmayacağını dile getiren, yargılardan biri doğru ise diğerinin yanlış olacağını bildiren ilke.

çıkarım : Verilmiş bir ya da daha çok önermeden sonuç çıkarma.

çok tanrıcılık (politeizm) : Birden çok tanrının var olduğuna inanma; bu inanç üzerine kurulan din anlayışı.

çözümleme : Bir bütünü, onu oluşturan parçalara ayırma.

 

 -D-

dedüksiyon (tümdengelim) : Tümelden tikele, genelden özele ulaştıran akıl yürütme biçimi.

değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.

değer yargısı: Varlıkla değil, değerlendirmeyle ilgili yargı.

deizm : Yarattığı evrene müdahale etmeyen bir Tanrı inancını temel alan öğreti.

deney : Nesnel dünyayla ilgili her türlü yaşantı, bunların duyular aracılığıyla algılanması, duyumlanması ve sınanması. Duyular ve algılar aracılığıyla bilgi edinilmesi. Bilimde, koşulları yapay olarak düzenlenen en güvenilir gözlem türü.

determinizm (Belirlenimcilik) : Evrende olup biten her şeyin neden sonuç ilkesiyle belirlenmiş olduğunu ileri süren görüş.

diyalektik : Bir kavramdan öteki kavrama çelişmeleri ortadan kaldırarak ilerleyen mantıksal düşünme yolu. Sokrates’te doğruya varmak, kavramları açıklığa kavuşturmak, bunların kesin tanımını bulmak için karşıtlıklar içinde ilerleyen karşılıklı konuşma yöntemi. Platon’da kesin bilgiye ulaşmada izlenen yol. Aristoteles’te, mantıksal bir kanıtlama yolu. Hegel ve Marx’ta düşünsel ve tarihsel gelişmenin tez, antitez ve sentez olarak ifade edilen üç adımı.

dogma : Sorgulamadan kabul edilen, doğru olduğu var sayılan önerme. Dinlerin tartışmasız kabul edilen inançları. inak, nas.

dogmatizm : Dogmalara dayanan düşünce sistemi.

doğrulama : Bir hipotez (denence)in doğruluğunu denetlemek için, deney ve mantıksal kanıtlama yoluyla yapılan işlemler.

doğruluk : Düşüncenin gerçeklikle uyuşması.

düalizm (ikicilik) : Birbirine indirgenemeyen iki ayrı varlık ilkesinin olduğunu kabul eden öğreti.

duyum : Bir duyu organının uyarılmasıyla oluşan durum.

duyumculuk (sansüalizm) : Bilgilerin yalnızca duyumlardan geldiğini, duyu algılarına dayandığını savunan görüş.

 

-E-

egoizm (bencilik) : Kendi benini ve çıkarını yaşamın mutlak ilkesi sayan görüş.

egzistansiyalizm (varoluşçuluk) : Varoluşun özden önce geldiğini, insanın kendisini, kendi özünü kendisinin oluşturduğunu ileri süren öğreti.

empirizm (deneycilik) : Bilginin kökeninde deneyin bulunduğunu, aklın kendi başına bilgiye ulaşamayacağını savunan görüş.

entüisyonizm(sezgicilik) : Sezgiyi doğru bilginin temeli sayan yaklaşım.

epistemoloji : Bilgi felsefesi. Bilginin kaynağı, sınırları, ölçütü, değeri ile ilgili sorunları ele alan felsefe dalı.

Epokhe (yargısızlık): şüphecilerde, hiçbir şeyin kesin olarak bilinemeyeceğinden hareket eden ve yargıda bulunmamak gerektiğini belirten kavram. Yargısızlık, yargı vermeme tutumu.

estetik : Sanattaki ve doğadaki güzeli konu alan, estetik değeri sorgulayan felsefe dalı.

etik : İnsanın ahlaki eylemlerini, ahlaki olanın özünü, temelini araştıran felsefe dalı.

 

-F-

fatalizm (yazgıcılık): Her şeyin alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğunu, insanın önceden belirlenmiş yazgısını değiştiremeyeceğini savunan dünya görüşü.

fenomen (görüngü) : Duyularla algılanabilen her şey.

 

-G-

gerçek: Düşünülen, tasarlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bilinçten bağımsız olarak var olan.

gerçekçilik (realizm): Bilinçten baımmsız bir gerçekliğin var olduğunu kabul eden görüşlerin genel adı.

göreli : Bir başka şeye bağlı olan; bir başka şeye göre olan.

görüleme : Dolaysız kavrama, birden kavrama.

 

-H-

Hermeneutik (yorumsama) : İnsanın eylemlerinin, sözlerinin, yarattığı ürünlerin ve kurumların anlamını kavrama ve yorumlama sanatı.

hedonizm (hazcılık) : Yaşamın anlamını hazda bulan dünya görüşü. Ahlak konusunda da hazzı ilke olarak benimseyen öğreti.

hipotez (denence) : Belli bilgilere olanak sağlamak, bağlantıları anlaşılır kılmak, olayları açıklamak üzere, geçici olarak öne sürülmüş öneri.

hümanizm (insancılık) : İnsanı temel değer olarak kabul etme. İnsanın değer ve saygınlığına, insan olmaya, insanlığa duyulan inanç.

 

-İ-

içkin : Kalıcı ya da sürekli olma durumu; amaçların, hedeflerin öznenin kendi içinde bulunması hâli.

idea : Platon’da sırf düşünmeyle kavranabilen, asıl gerçeklik. Varlıkların değişmeyen ilk örnekleri. Descartes, Locke ve Hume’da bilinç içeriği, tasarım, düşünce. Hegel’de, diyalektik süreçte kendini açan (açımlayan) düşünce.

idealizm : Nesneyi özneye, bilineni bilene bağlı kılan görüş. Her türlü maddi varlığın ruhsal bir temele indirgenebileceğini savunan yaklaşım.

istenç : İnsanın tasarımları ve görüşleri üzerinde bilinçli bir düşünüp taşınma ile seçerek eyleme karar verme yeteneği. Ahlaki eylem için karar verme yetisi.

itki (tepi) : Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek.

 

-K-

kaos: Evrenin düzene girmeden önceki; biçimden yoksun, uyumsuz ve karışık durumu.

karşıt : İçeriksel anlamda birbirinin karşısına konan kavramlar. Ak-kara, doğru-yanlış vb.

kategori : Bir nesneye yüklenen nitelik. Kant’a göre, içinde sözün ya da varlığın kendini gösterdiği kalıplar.

kavram: Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve ortak bir ad altında toplayan genel tasarım.

kendinde şey: Kendi başına var olan, deneyin ötesinde bulunan şey (Kant’a göre).

kozmoloji : Evrenin oluşumunu ve yapısını inceleyen bilimsel ve felsefi öğreti. Evren bilim.

kozmos(düzenli evren) : Canlı, iyi ve düzenli bir bütün olarak evren.

kuram (teori) : Belli gerçekleri, açıklama, yorumlama ya da belirleme biçiminde ortaya çıkan; olayları denenmemiş, yalnızca düşünce ile kurulmuş temeller üzerine oturtan, ama olaylara egemen olarak yeni olguları bulma yolunu gösteren bilimsel öğreti.

 

 -L-

logos: Söz, düşünce, kavram, akıl, bilgi, anlam. Herakleitos’tan beri felsefenin temel kavramlarından biri.

 

-M-

maksim: Bireye eylemlerinde yol gösterici olarak kabul etmesi tavsiye edilen davranış kuralı. Kant’ın ahlak felsefesinde özne için geçerli olan pratik ilke.

mantık : Doğru düşünme yollarını ve yöntemini araştıran bilim dalı.

materyalizm (maddecilik) : Asıl varlığın madde olduğunu, bu maddenin hareket halinde bulunduğunu, bu hareketin ise mekanik değil, tez, anti tez ve sentez üçlü adımlarıyla gelişen, diyalektik bir hareket olduğunu savunan görüş.

metafizik : Var olanların gerçek doğasını, ilkelerini ortaya koymaya çalışan temel felsefe disiplini.

mimesis : Taklit, yansıtma. Sanatın taklit olduğunu ileri süren yaklaşım.

mistisizm (gizemcilik) : Açıklanamayan doğaüstü gerçekleri tanrısal sezgi yoluyla yaşamayı temel alan öğreti.

monizm (tekçilik) : Gerçekte yalnızca bir tözün var olduğunu savunan görüş, Bircilik.

mutçuluk( eudaimonism) : Ahlaki eylemin nihai hedefinin mutluluk olduğunu savunan öğreti.

 

 -N-

naif: Doğal, yapmacıksız, çocuksu. Duyu deneyiyle yetinen.

nedensellik ilkesi : Her olayın bir nedeni olduğunu dile getiren yasa. Neden-sonuç arasındaki bağlantının zorunlu olduğunu dile getiren ilke.

nesne : Karşımızda bulunan şey. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanan. Bilme konusu yapılan şey.

nesnel : İçsel tecrübeye, zihinsel yaşantıya, öznel deneye bağlı olmayıp herkes tarafından gözlenebilir ve doğrulanabilir olan.

nihilizm (hiççilik) : Her türlü bilgi olanağını yadsıyan, ahlak kurallarını ve değerlerini tanımayan görüş.

 

-O-

olanak: Bir şeyin olabilir oluşu. Belli koşullarda gerçek olabilecek olan.

olasılık : Bir şeyin olabilme, gerçekleşebilirliği durumu; olabilirliği, gerçekleşme ihtimali.

olgu : Düşünülmüş olanın karşıtı, olmuş olan, gerçek olan, gerçekleşmiş olan.

ontoloji : Varlık bilimi. Var olan olarak var olanı sırf var olması açısından inceleyen, var olanın yapısına ilişkin bilgi ortaya koyan görüş.

 

-Ö-

ödev ahlakı : Kant’ta ahlaki eylemde bulunmayı, ahlak yasasına uygun olarak gören, bunun da ödevden dolayı yapılmasının uygun olduğunu öne süren öğreti.

ön deyi : Eldeki önermelerden ya da yasalardan geleceğe ilişkin bir önermenin türetilmesi.

önerme : Yargının sözle dile getirilişi, doğru ya da yanlış olabilen bir yargı.

 

 -P-

plüralizm (çokçuluk) : Gerçekliğin ancak birden çok ilkeyle açıklanabileceğini savunan görüş.

pozitivizm (olguculuk) : Araştırmalarını olgulara, gerçeklere dayandıran, metafizik açıklamaları yararsız ve kuramsal olarak olanaksız gören, deneyle denetlenemeyen soruları “sözde soru” olarak niteleyen görüş.

pragmatizm (faydacılık) : Doğruluğu ve gerçekliği, tek yanlı olarak yalnızca eylemlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren felsefi öğreti.

 

-R-

rasyonalizm (akılcılık) : İnsan zihninde doğuştan içerikli bilgiler bulunduğunu savunan felsefe.

rölativizm (görecelik) : Bütün bilgilerin göreli olduğunu savunan; mutlak değerin bulunmadığını, değerlerin çağdan çağa, toplumdan topluma değiştiğini savunan anlayış.

 

-S-

septisizm (kuşkuculuk) : Gerçekliğin özüne inmenin olanaksız olduğunu, bir konuya ilişkin doğruluğun ya da yanlışlığın bilinemeyeceğini savunan öğreti.

 

-T-

tanıtlama : Bir savın doğruluğunu mantıksal yoldan gösterme.

tanrıtanımazlık : Tanrı’nın varlığını yadsıyan öğreti.

tasarım : Bilinç içeriği. Duyuların ya da belleğin zihne sunduğu görüntü.

temellendirme : İleri sürülen bir sav için temel, dayanak gösterme.

tin : Ruh, zihni oluşturduğu, zihnin içeriklerini içinde barındırdığı düşünülen, maddi nitelikleri olmayan varlık kategorisi.

töz : Genel olarak var olmak için başka bir şeye dayanmayan şey. Başka bir varlık türüne indirgenemeyen varlık türü. Cevher.

tümevarım (endüksiyon) : Tekil olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan akıl yürütme biçimi.

 

-V-

vicdan: İyi kötü değerlerini birbirinden ayıran bilinç.

 

-Y-

yasa: Olaylar arasında düzenli bir bağlantı saptayan ve bir şeyin zorunlu olduğunu dile getiren genel önerme.

Felsefe Sözlüğü” üzerine 2 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*